OCAKBAŞI RESTAURANT

OCAKBAŞI RESTAURANT

Klasik “kendin pişir kendin ye” tarzının dışında ocak başlarının kendine özgü ayrı bir havası var. Hem misafirlerinizle rahat sohbet edebiliyor hem de istediğiniz kadar et yiyebiliyorsunuz. Hele biraz da et pişirmeden anlıyorsanız; az pişmiş çok pişmiş gibi isteklerinizi direkt kendinize söylüyorsunuz.

Bu nedenle de iyi ya da kötü olmasının sorumluluğu size kalıyor. Tabii ki etlerin kaliteli olması da şart. Bu hafta da ocak başı lezzetlerini sizlere sunmak amacıyla ziyaretimizi Kuleli Mangalbaşı’na yaptık.


Hasan Özben Bey yıllarca pikniklerde yaşadığımız mangal keyfinin dumansız bir şekilde restoranlara uygulanabilirliğini savunmuş, geliştirdiği projeyle de bu hayalini hayata geçirmiş. Hasan Bey böyle bir mekân açmadan önce, et yemeyi seven biri olarak, birçok “kendin pişir kendin ye” mekânlarına gitmiş.


DUMANSIZ OCAKBAŞI Ancak mangal yakmanın zorluğu, aşırı duman ve diğer sorunlardan dolayı böyle bir projeye imza atmış. Bu proje için insanlar hangi tabağı kullanır? Tabak, mangal mesafesi ne kadar olmalıdır? Fındıkkabuğu ne kadar süre yanar ve ne kadar verimlidir? gibi birçok soruya önfizibilite çalışmaları yaparak çözüm getirmiş ve uygulamış. Usta, aşçıbaşı yerine herkesin kendisinin rahatlıkla yapabileceği, kendine özgü bir ocak başı keyfi bulmuş. İyi de etmiş. Bizler de temiz ve kaliteli etin tadına varıyoruz.

PİRZOLA VE ANTRKOT Izgara yapılan yerlerde öncelikle dikkat ettiğim iki çeşit et vardır; pirzola ve antrkot. Bu nedenle de masaya bir tabak dolusu et gelince pembemsi görüntülerinden etin güzelliğini ve kalitesini anlamış oldum. Zaten Hasan Bey de etlerini özel seçiyor. Gerçi belirli dönemlerde iyi bonfile bulmanın zor olduğunu söylüyor.

Etin lezzetini kaybetmemesi amacıyla hafif sulu bırakmayı severim. Bu nedenle de önce hafif yağlı sıcacık dumanı çıkan pirzolayı yiyorum. Harika. Acaba ben mi böyle güzel pişirdim diye önce aklıma gelmedi değil. Fakat etin kalitesi ve fındıkkabuğu faktörünü göz ardı etmek haksızlık olur düşüncesiyle hepsi bir bütün diyorum. Sırasıyla köfte, antrkot ve diğerlerini deniyorum.

Hepsi de nefis. Demek insan kendisi pişirince bir başka oluyormuş. Sizler de bir gün ailecek, eşinizle dostunuzla gidin. Hanımınıza veya arkadaşlarınıza et pişirmedeki ustalığınızı gösterin. Ancak dikkat edin. Etin ayarını kaçırıp fazla yiyorsunuz. Rejim diye bir şey bırakmıyor burası insanda.

DİĞER Blog